FIRAT ÜNİVERSİTESİNDE ÖTEKİLEŞTİRME İFTARLARI

Tarih: 28-06-2016 02:07
4264 Okunma


İçerisinde bulunduğumuz ayın en renkli görüntüleri iftar sofralarında kendini gösteriyor.
 
Hemen her gün bir yerlerde kalabalık bir iftar programını televizyonlardan izlemeniz mümkün.
 
Belediyeler, özellikle iktidar partisinin kademe yöneticileri, STK’lar ve Fırat Üniversitesi, iftar yemekleri vermek için adeta yarış halindeler.
 
Bu yıl STK’lar tabiri caizse iftar yemeği verme konusunda sınıfta kaldı, daha doğrusu sınıfta bırakıldı.
 
Hangi STK hangi gün bir iftar programı düzenlemeye kalksa önüne belediyelerden birinin engeli çıktı.
 
Şehir küçük, davetliler aynı olunca ister istemez trafik karışıyor.
 
Televizyon ekranlarında verilen iftar yemeklerini izlemekten ve; “yemek bahane konuşmak şahane” türü programları izlemekten insanlara gına geldi.
 
Tamam iftar yemeği elbette verilir, itirazımız yok ama her şeyin bir adabı, usulü ve ölçüsü vardır.
 
Hele hele kendi ceplerinden değil de kamunun bütçesinden harcayarak kurulan iftar sofraları faydadan çok zarar verir.
 
Veriyor da…
 
Haber programlarında bu şatafatlı ve kalabalık iftar sofralarını izleyenlerin ekseriyeti inanmayacaksınız ama beddua ediyor.
 
Kimin parasıyla kime kıyak çekiyorsunuz diye feveran edenlerin sayısı her geçen gün biraz daha artıyor.
 
Şu an rekor Elazığ Belediyesi ve Fırat Üniversitesinde…
 
Elazığ Belediyesi artık şehir sınırlarını da aştı komşu ilimizin bir ilçesinde iftar yemeği vermeyi maharetten saydı.
 
Bu akşam 21’nci iftarı yapacağız, Elazığ Belediyesi kaçıncı ikramını hangi kesime verecek bilmiyorum doğrusu.
 
Aynı tezgah 12 Temmuz tarihinde seçimlerini yapacak olan Fırat Üniversitesinde de kurulmuş.
 
Yılda bir kez iftar yemeği veren Fırat Üniversitesi ne hikmekse bu yıl sayıyı arttırdı her fakülte için ayrı ayrı iftar programı düzenledi.
 
Dün konuştuğumuz değerli bir dostum Rektörün bu iftar yemeklerini kendi cebinden karşıladığını söylediğinde; peki rektörlük konağında yemek servislerini yapan personelin maaşlarını da mı cebinden veriyor diye sorunca da bozuldu.
 
Aslında mesele rektörün fakülteler bazında farklı günlerde farklı kişilere iftar yemekleri vermesi değil.
 
Mesele bu yemekleri bile verirken insanları ötekileştirmesi.
 
Bu ötekileştirme programları uygulanırken akademisyenlerin de kimyası bozulmuş olacak ki bu tür programları yapanları değil biz basın mensuplarını suçluyorlar.
 
Bu konuları neden gündeme getirmiyorsunuz diyorlar.
 
Ya hu biz zaten gündeme getirir hakkınızı sonuna kadar savunuruz da siz de artık kendinize gelin ve sizlere mobbing uygulayanlara karşı biraz dik durun.
 
Mobbing, evet tam anlamıyla mobbing…
 
Değerli akademisyen arkadaşlarımızın serzenişlerini metin haline getirdikleri şu cümlelerden mobbing olduğunu anlıyoruz.
 
Dertli bu insanlar, bir ramazanı bile sıhhatine uygun geçiremiyoruz diye yakınıp duruyorlar.
 
Aynı fakültenin aynı koridorlarında yürüyen akademisyenlerin bizden değilsin diye davet edilmediği iftar sofraları davet edilmeyenlerden daha çok davet edenleri huzursuz etmiş.
 
İcabet etseler sakal, etmeseler bıyık misali nereye tüküreceklerini şaşırmış durumdalar.
 
Altı üstü bir rektörlük seçimi kendinize güveniniz tam ise, yaptıklarınızın herkes tarafından hüsnü kabul gördüğüne inanmış iseniz bu kadar yaygarayı kopartıp insanları tahakküm altına almanın ne anlamı var demeden edemiyor insan.
 
Geçen yazımda belirtmiştim, bir kez daha söylüyorum 12 Temmuz tarihinde yapılacak rektörlük seçiminde orantısız bir rekabet söz konusu ve akademisyenlerin bir çoğu farkında olmadan kendilerini kullandırıyorlar.
 
Bunu bizlere gönderip de lütfen dile getirin dedikleri metinlerinden anlıyoruz.
 
Ekseriyetinin ortak kanaatinin cümlelere dökülmüş hali aynen şöyle:
 
Bilindiği üzere Fırat Üniversitesi’nde Rektör Adayını Belirleme Seçimi 12 Temmuz Salı günü yapılacaktır. 
 
Seçim günü yaklaştıkça üniversitede mevcut yönetimin şimdiye kadar şahit olunmayan birtakım uygulamaların altına imza attığı hayretle müşahede edilmektedir. 
 
Birlik ve dayanışmaların güçlenmesine her daim vurgu yapılan Ramazan ayının ilk gününden itibaren Rektörlük konutunda devletin kaynaklarını kullanarak iftar yemekleri düzenlemesi hakkaniyetle ne ölçüde bağdaşmaktadır? 
 
Söz konusu iftar yemeklerine mevcut yönetimin sadece kendisine yakın gördüklerini davet etmesi ve dolayısıyla devlet kaynaklarını AYRIMCILIK ve ÖTEKİLEŞTİRME aracı olarak kullanılması ne kadar doğrudur? 
 
Bu yemeklere genç akademisyenlerin, bağlı bulundukları birim amirleri tarafından, olumsuz bir yanıt durumunda ise daha üst makamlar tarafından ısrarla (!) davet edilmeleri ve katılımlarının sağlanmasının literatürdeki tanımlaması “MOBBING” değil midir? 
 
İftar yemeklerine katılan ve oy tercihlerini mevcut yönetimden yana kullanacak öğretim üyelerine şu soruyu sormak gerekir: Sizler bu yemeklere davet edilirken aynı koridoru paylaştığınız, aynı bölümde birlikte mesai yaptığınız, sosyal tesislerde birlikte yemek yiyip çay içtiğiniz veya lojman komşusu arkadaşınızın sırf farklı bir oy tercihine sahip olduğu için ayrımcılığa tabi tutulmasını hem de bunun İTA AMİRİMİZ tarafından yapılmasını ahlaki/vicdani buluyor musunuz?
 
Bu uygulama aslında mevcut yönetimin bir sonraki dönem ile ilgili yönetim anlayışının ipuçlarını gözler önüne sermektedir.
 
Bu anlayışın Fırat Üniversitesinde adil ve huzurlu bir ortam tesis edebileceğine inanıyor musunuz?
 
Ben inanmıyorum, çünkü inanılması zor bir mesele.
 
Yapılan uygulamayla; kardeşim gerekirse kendine olan saygını da yitireceksin ama hem tıpış tıpış gelip benim iftar soframa oturacaksın hem de yiyip içtiklerinin hakkı için 12 Temmuz’da oyunu bana vereceksin denilmektedir.
 
Dolayısıyla değerli akademisyenlerin olaya; taviz tavizi doğurur gerçeğiyle yaklaşıp bir kahvenin 40 yıl hatırı sözünden yola çıkarak bir yemeğin hatırının verilecek olan bir oyla da bitmeyeceğini bilmeleri gerekmektedir.
 
Aklı başında kişiler yenilecek yemeğin burunlarından fitil fitil gelmesini istemiyorlarsa ya bu güdümlü davetlere gidip kendilerini kullandırmazlar ya da davete icabet sünnettir ama onur da bir insanın olmazsa olmazıdır diyerek iradelerine konulmak istenen ipoteğe onay vermezler.
 
Ha, evet belki tamam ben yemeğe gidiyorum ama oyumu onlara vermek zorunda değilim düşüncesinde olabilirler ama neticede kendileri de diğer adaylar ve mevkidaşları nezdinde ötekilerden sayılacaklar.
 
Psikolojik refleks yani…

 

DISQUS YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç