KALDIĞIMIZ YERDEN SALDIRILARA DEVAM

Tarih: 31-05-2016 18:10
4947 Okunma


Dün yaşadığımız olayların bağlantılı ve kronolojik yapısını anlatmaya çalışırken bunların bir ilk olmadığı gibi son olmayacağına da vurgu yapmıştım.
 
Aynı yazıda bahsettiğim gibi seçildikleri daha ilk yıl, ağabey tarafından bir yerlere ihale edildiğimizi müteaddid defalar dile getirmiştik.
 
Herkesin bildiği ancak Mücahit Yanılmaz’ın oğlunun bilmediğini iddia ettiği olayı devreye giren o zamanki dostlarımız gecenin saat 4’ünde Yasir Yanılmaz’a iletmişlerdi.
 
Yine aradaki aracıların o gece anlattıklarına göre aynı ortamda bulunan Talha Yanılmaz; “evet bundan haberimiz vardı” deyince amcası oğlu Yasir Yanılmaz’ın; nasıl böyle bir şey olur da benim haberim olmaz diyerek kuzenine çıkıştığını anlatmışlardı.
 
Tabi daha bunlar yaşanmadan önce yapılan densizlikten haberi olan özellikle Palulular nasıl böyle bir şey olabilir diye buğz edip tepki gösteridikleri günlerden bir gün bir düğün töreninde ağabey Yanılmaz ile aynı masada denk gelmiştik.
 
Yemekler yenilmiş davetliler dağılırken ağabey Yanılmaz utana sıkıla beni bir kenara çağırıp olaylarla uzaktan yakından alakasının olmadığını ifade etmeye çalışırken; benim somut kanıt sunmam üzerine ben onlara değil onlar bana gelip Nafiz Koca’yı susturalım dediğini aktarmıştı.
 
Çok komik ve çok ilginç, Nasıl bir rahatlıktır ki bir gazeteciyi susturmak için birileri gidip bunu susturalım diyebiliyor dediğimde sadece susmuştu.
 
Önemli değildi, idmanlıydık. İdmanlarımız hala devam ediyor.
 
Haklı olanı hakk’ın koruduğuna olan inancımızla hakk’kı haykırmaya devam edeceğimizi işte o gece aracı olanlara aynen aktarmıştık.
 
Bunlardan biri belediyeye yakınlığıyla bilinen şu anki Hakimiyet Gazetesinin sahipliğini yapan Ahmet Toprak diğeri ise, EBUAŞ denilen şirketin yöneticilerinden biri olan ve aynı zamanda Yanılmaz’ların kuzeni Muhammet Başgün’dü.
 
Sabahın 5’ine kadar süren görüşmelerimizde ortaya çıkan tek sonuç vardı o da iletişim kopukluğu ve belediyede kraldan çok kralcıların olmasından kaynaklanan başı boşluklardı.
 
Konu kapanmış belediyedeki kamusal sorunların giderilmesi için daha itinalı davranılacağına söz verilmiş, o günlerde de klavye kahramanlıkları yapanlar tespit edilerek sosyal medyada gece temizliğine gidilmişti.
 
Aradan uzun bir müddet geçmişti. Tevafuktur o günlerde gazetemiz gündeminde nedense Elazığ Belediyesi hiç mi hiç yoktu. 
 
Bir akşam iş çıkışı, aracımı almak için otoparka gittiğim bir esnada yeni bir saldırıya maruz kaldım.
 
O günleri bilenler anımsayacaklardır, toplumun bütün katmanlarından tepkiler geldi, ilk kınama ve geçmiş olsun mesajını ise; çok ilginçtir Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz yayınlatmıştı.
 
Emniyet mensupları yine anında görüntü yaparak görevlerini yerine getirmek için seferber oldular.
 
Failin kaçtığı güzergahta bulunan MOBESE kameraları başta olmak üzere aynı mahaldeki iş yerlerinin kamera kayıtları incelendi.
 
Birkaç fulu görüntü vardı, en net görüntüye sahip olan bir iş yerinin kamerası ise ne hikmetse adli tıpdan dönen polisler tarafından alınmaya gittiğinde silinmişti.
 
Polis amansız bir takiple belirledikleri eşgalleri aynalı odada karşımıza çıkardı. 
 
Fulü görüntülerden elde ettiğimiz sonuçlara göre tespit ettiğimiz bir şahıs mahkemeye çıkartıldığında kendisinin olmadığını iddia edince dosya düştü.
 
Derken aradan uzun bir zaman daha geçiverdi.
 
Olayları unutmuş faillerini Allah’a havale ettiğimiz günlerden bir gün telefonum çaldı, arayan yakın bir dostumuzdu.
 
Sözlerine; “sana müjdem var” diyerek başlamıştı.
 
‘Hayırdır inşaallah’ deyince; ‘sana yapılan saldırı ile ilgili bulgularım var’ dedi.
 
Heyecanlanmıştım. Nasıl bir bulgu dememe kalmadan bir kahve ikram edebileceğini söyledi.
 
Yanımda misafirim vardı; Avukat Cengiz Gülaç…
 
Birlikte gittik… 
 
Saldırıyı gerçekleştirip kaçan şahıs karşımızda oturuyordu. Başından sonuna her şeyi anlatacağını söyledi ve başkanın kuzeni Muhammet Başgün tarafından azmedildiğini anlattı.
 
Duyduklarımıza inannamıyor, anlattıklarıyla şok üzerine şok yaşıyorduk.
 
Öyle ki dışarı çıktığımızda Cengiz Gülaç yaşadığı şoku şu cümlelerle ifade etmişti; “abi bunları kendi kulağımla değil de sen veya bir başkasının ağzından duymuş olsaydım abartı var deyip kesinlikle inanmazdım.”
 
Anlatılanlar zaten inanılır gibi değildi… 
 
Aynen aktarıyorum: yapımı devam eden Kültür Park önümüzdeki yıl bitecek, bu işi bitirirsen sana oradan bir yer vereceğiz.
 
Kültür Park bitti ama bırakın yer vermelerini, telefonlarına bile ulaşamıyorum. Sonra bir duydum ki Muhammet denilen adam bilmem nerede ne kadarlık bir miktara yer almış. 
 
Şok üzerine şok yaşıyoruz çünkü o günlerde Muhammet Başgün denilen şahıs ortak dostlarımızı araya sokarak başında bulunduğu Engelliler Spor Kulübünde elde ettikleri başarıları kamuoyu ile paylaşmamız için bizlerden yardım talebinde bulunuyor ve biz de dostluğumuzu bihakkın yerine getiriyoruz.
 
Şahsa soruyoruz; peki sen bir genç olarak neden böyle bir şeye tevessül ettin peki yakıştırabildin mi kendine?
 
Verdiği cevap kan donduran türden ve çok enterasan: benim işim bu hocam, sen dua et ki silah çekmemi istemediler…
 
Tabi mevzu uzun, anlatılanlar kan dondurucu ve şehir adına utanç verici…
 
O kadar utanç verici ki her şeyi itiraf eden şahıs benim günün hangi saatinde evden çıkıp eve girdiğimden tutun da hangi satte iş yerinden ayrılıp nelerde kimlerle oturduğuma kadar her şeyi günlerce takip ettiğini bir bir anlattı.
 
Hatta bırakın bunları sadece bir işyerinde bulunan kamera kayıtlarının nasıl ve kimler tarafından silindiğine kadar detayları söyledi.
 
Anlattıkları bununla da sınırlı değildi. 
 
Verilen taahhütlerin neden yerine getirilmediğini sormak ve yerine getirilmesini sağlamak için Başkan Yanılmaz’ın aynı zamanda yeğeni olan Özel Kalem Müdürü Talha Yanılmaz’a gittiklerini Talha Yanılmaz’ın Başkan olan amcasına anlattığını da aktardı.
 
Bunları okudukça hadi canım sende diyeceğinizi biliyorum. Bizde dinlediğimiz de; yuh yani, hadi be demiştik.
 
Ama Allah’tan ki yanımızda şahidimiz vardı ve bu şahidimiz bir hukukçu idi.
 
Son olaylarla da bağlantılarını kurduktan sonra mahkemede bu arkadaşımızın şehadeti elbette ki büyük önem arzedecektir. 
 
Onun için yazılanlara inanmayanlar bu arkadaşımızdan o gün duyduklarımızı öğrenebilirler.
 
Peki bu duyduklarından sonra ne yaptınız diye sorabilirsiniz.
 
Yapılması gerekenleri yaptık. Önce 7 Haziran seçimlerinde Milletvekili Adayı olan Sayın Ömer Serdar ile konuyu paylaştık.
 
Sayın Serdar’ın talebi üzerine de seçim çalışmalarını yarıda bırakarak Sayın Serdar’ın ofisine gelen Ak Parti İl Başkanı Sayın Ramazan Gürgöze’ye anlattık.
 
Her ikisi de duydukarına inanamamış; “Mücahit yanılmaz böyle bir olaya nasıl kayıtsız kalabilir, bir yanlışlık var” diyerek Yanılmaz’la konuşmak için bizden süre talep etmişti.
 
Birkaç gün sonra görüştüler, Sayın Gürgöze görüşmenin detaylarını anlatmak için nezaket buyurup ofisimize geldi.
 
Sonuç mu?..
 
Ne yazık ki kiraz bahçesi… Yanılmaz aksine inandırıp İl Başkanını göndermişti.
 
Allah nasip ederse görüşme neticelerini bir il başkanının nasıl uyutulduğunu ve sonradan çıkan olayların detayları ile bağlantılarını bir sonraki yazımda dile getireceğim.
 
Tabi yarına sağ çıkarsak demiyorum, demeyeceğim çünkü bu yazının aynı zamanda bir ihbar niteliği taşıdığını biliyorum.

 

DISQUS YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç