Nerede O Eskimeyen Siyasetçiler!

Tarih: 25-12-2016 21:55
3351 Okunma
Bu köşenin kıdemli okurları bilirler, müteaddit defalar dile getirmiştim:
 
birkaç yıl öncesine kadar Türkiye genelinde en hatırı sayılır bürokratlar Elazığlı idi diye…
 
Hemen hemen neredeyse bütün bakanlıkların Müsteşarından daire Başkanlığına kadar üst düzey bürokratları Elazığlı idi…
Bürokratlığındaki başarısının kendisini siyasetin zirvesine tırmandıran Emniyet eski Genel Müdürü Sayın Mehmet Ağar, yıllarca İstanbul gibi bir metropol kentin Milli Eğitim Müdürlüğünü yapan Sayın Ömer Balıbey, Çalışma Bakanlığı eski Müsteşarı Sayın Enis Yeter, aynı Bakanlıkta Müsteşar Yardımcısı Sayın İbrahim Kuluöztürk, Milli Eğitim eski Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Nar, başta Sayın Cahit Kıraç olmak üzere bir çok Vali ve kaymakamlar…
 
Milletvekili olmadan önce bürokrasiden tanıyıp bildiğimiz İstanbul Yol Bakım Müdürü iken görevli olduğu Büyükşehir Belediyesinde Elazığlı yüzlerce gencin istihdamında katkısı olan ve bu refleksleri kendisini TBMM’ye kadar taşıyan Sayın Zülfü Demirbağ…
 
Türkiye’nin değişik illerindeki kurum ve kuruluşların İl Müdürleri, KİT’lerin Genel Müdürleri, Genel Müdür Yardımcıları vs…
Bu değerli bürokratlarımızın bu makamlarda olmalarının altında yatan esprinin ne olduğunu bilirseniz yazımın başlığında ne anlatmak istediğimi anlarsınız.
 
Bu değerli bürokratlarımızın o makamlara gelmesine neden olan dönemin ufku açık siyasetçileri, milletvekilleri idi.
Çünkü o dönemin ufku açık milletvekilleri kendi şehrindeki başarılı hemşehrilerini önemli makamlara getirip işleri onların vesilesiyle çözüp milletin gönlünde nasıl taht kuracaklarını bilirlerdi.
 
Merhum Ali Rıza Septioğlu’nun bu konudaki cevvalliği hala anlatılır, Sayın Mehmet Ağar’ın emniyet Genel Müdürlüğü döneminde yapmış olduğu icraatlar hala destan olarak dillerde dolaşır.
 
Merhum Ahmet Küçükel, Allah selamet, sağlıklı ve uzun ömürler bahşetsin Sayın Ahmet Cemil TunçProf.Dr. Sayın Abdulbaki Türkoğlu,  Sayın Necati Çetinkaya ve adını sayamadığımız birçok eski siyasetçilerimizi örnek olarak verebiliriz.
 
İşte onlara toplum olarak müteşekkiriz…
 
Yaşadığımız müddetçe de minnettar kalacağız.
 
Çünkü onlar insanlarını sevdiler, saydılar hak ettikleri yerlere makamlara getirmek, o makamlara getirdikten sonra da onları vesile kılarak birçok işler başardılar.
 
Bugün bu şehirde hala bir Ferrokrom tesisleri mevcudiyetini koruyup yüzlerce istihdama ev sahipliği yapıyorsa, bugün bu şehrin geçmişinde onlarca KİT bu kente ekonomik açıdan katma değer sunmuşsa bunun müsebbipleri dönemin ufku açık milletvekilleridir.
 
Bugun birilerinin ha bire ısıtıp ısıtıp övünerek reklamını yaptığı Kültür Park varsa bunun müsebbibi Sayın Necati Çetinka'dır.
 
İşte onlar önce kendi insanlarını devletin önemli makamlarına taşımış ardından o insanları vesile kılarak şehirlerine çeşitli yatırımları kazandırmışlardır.
 
Şimdi Elazığ’da herkes Milletvekillerinin başarısızlığından bahseder durur.
 
Kimi ortamlarda öyle konuşmalar olur ki dinlediğinizde yuh yani dersiniz.
 
Birçok ortamda bazı milletvekillerinin bırakın bir bakanın kapısını çalmayı, sıradan bir genel müdürü bile arama cesaretlerinin olmadığını bizzat duyup da kahrolmuşluğum vardır.
 
Aslında anormal bir durum değil, bir Milletvekili iş yaptıramayacağı bir Genel Müdürü arasa ne olur aramasa ne olur.
O Genel Müdürün o makamlara gelmesine vesile olan kendisi değil ki arayıp da bir hemşehrisinin problemini çözebilsin.
İşte eski siyasetçiler ile yeni siyasetçiler arasındaki birinci fark burada.
 
İkinci fark da nedir biliyor musunuz?
 
Eski siyasetçilerimiz hemşehrileri arasında tercih yapmazlardı, bir makama birini getirmek istediklerinde bir başka hemşerisini harcama acziyetine asla ve asla düşmezlerdi.
 
Birini bir makama getireceklerse onu Türkiye’nin farklı illerinde değerlendirir Elazığlı bürokrat sayısında artışı sağlarlardı.
Şimdilerde Bingöllü Bakan Sayın Cevdet Yılmaz’ın yaptığı gibi.
 
Kendilerini takdir etmemek elde değil. Elazığ’daki birçok kurumun başında birçok Bingöllü dostumuz varsa bunun tek müsebbibi hepimizin sevip saydığı Bingöllü Bakan Sayın Cevdet Yılmaz’dır.
 
Atadığı kişilerin hepsi de açık yüreklilikle söylüyorum geldikleri makamı dolduracak Bakan Yılmaz’ı mahcup etmeyecek nitelikteki bilgili donanımlı bürokratlardır: Kredi Yurtlar Kurumu Müdürü Sayın Suhpi Döner gibi…
 
Bizimkilere gelince yaptıkları ortadadır, bir makama birini getireceklerse yaptıkları öncelikli iş bir başka başarılı hemşehrisini harcamaktır.
 
İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğindeki değişiklikten sanırım haberiniz vardır.
 
Elazığ’ın en başarılı bürokratlarından biri olan 7’den 70’e herkesin sevip saydığı, mütevazı kişiliği, aile yapısı, kurumundaki başarısı, özellikle şehir merkezinde belediyelerin bile karla mücadelede çuvalladığı ortamda gece sabaha kadar ekiplerinin başında bulunarak yüzlerce köyün ulaşıma açılmasını büyük bir başarıyla sağlayan Sayın Nazif Bilginoğlu sırf benim adamım gelsin diyerek görevinden alındı ve yerine bir Orman Mühendisi getirildi.
 
Sayın Bilginoğlu’nun yerine getirilen bürokrat da Elazığlı ama kurumla uzaktan yakından alakası yok.
 
Bu hemşehrimize bir kıyak geçmek istiyor idiyseniz kendi kurumu olan Orman ve Su işlerinde bir yerlere getirseydiniz ya…
İşte eski siyasetçilerle yeni siyasetçiler arasındaki ikinci ve en önemli fark da bu olsa gerek; kendi adamlarını getirmek adına bir başka hemşehri bürokratı acımasızca harcamak.
 
Harcamak diyorum evet, harcamak…
 
Öyle bir harcamak ki hem de, yıllarca kendi kurumunun tepe yöneticisi olan başarılı birini aynı kurumda memur konumuna sokmak gibi bir harcamak.
 
Bunu hangi vicdan hangi izan kabil edebilir?
 
Yıllarca müdürlük yaptığı bir kurumda memur konumuna düşmek…
 
Bunun tabi ki vicdanla alakası yoktur, kimse mazeret uydurmaya kalkmasın.
 
Bilginoğlu’nun yerine getirdiğiniz kişinin kendi kurumundaki karnesine baktınız mı hiç?
 
Karnesi iyi ise bu hemşehrimizi kendi kurumunda neden değerlendirmeyi düşünmediniz de hiç alakası olmayan bir kurumun başına getirdiniz?
 
Bu mudur sizin siyaset anlayışınız, bu mudur bu milletin size olan güven ve itimadına verdiğiniz karşılık? 
Yazık ediyorsunuz beyler yazık…
 
Bugün varsınız yarın yok olacaksınız.
 
Bugün yaptıklarınız ve yapamadıklarınız yarın anılma şekliniz olacaktır.
 
Merhum Septioğlu, Merhum Küçükel, Sayın Mehmet Ağar ve Sayın Ahmet Cemil Tunç’tan sonra bu şehirde milletvekilliği yapan kaç kişi oldu biliyorsunuz değil mi?
 
Peki hiç düşündünüz mü; neden onlardan öncekiler hala hayırla yad ediliyor bundan sonra da yad edilecek de bir Hasan Belhan, bir Şemsettin Murat ve bunlar gibi milletvekilliği sadece isimden ibaret olanların adı bile zikredilmiyor bu toplumda.
Hayır, düşünmediniz. Düşünseydiniz ne siz bugün bu halde olurdunuz ne de bu şehir komşularına gıpta eder durumda olurdu.
 
Düşünseydiniz, bugün bu şehirde hak etmeyenler hak etmedikleri makamlarda olmaz, okullardaki müdürler bile başarısızlığından dolayı değil de yakınlarınızın sizden olan ricası üzerine görev yerlerinden edilmezlerdi.
 
Aynı uygulama Milli Eğitim Müdürlüğü için de düşünülüyor, paraf ve imzayı ayırt edemeyenlerin Milli Eğitim müdürü olarak maarifin başına getirilmek isteniyor; neymiş bizim adamımız…
 
Mantığınız batsın be!
 
Şehir elden gidiyor sizin mantığınıza bakın.
 
Son söz; İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sayın Nazif Bilginoğlu’na reva görülen uygulamayı şiddetle kınıyor bu hatadan bir an evvel dönülmesini temenni ediyorum.

DISQUS YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç