ÜZGÜNÜM GERÇEKTEN ÜZGÜNÜM!

Tarih: 07-05-2016 17:02
3248 Okunma


Ne kadar da geçmiş zaman.
 
En son 18 Nisan’da yazmışım; Hilkat garibesine veda diyerek…
 
Bir önceki yazım da yeni yetme gazetecilerden biriyle ilgiliydi.
 
Hazret yazının birkaç gün sonrasında şark kurnazlığı yaparak nazirede bulunmuş.
 
Cevap vermiş… Aslında vermeyecekmiş de kamuoyunun baskısına maruz kalmış da ondan cevaplama gereği duymuş.
 
Kamuoyu dediklerinin paylaştığı yazıları etiketlediği kişilerin sayfalarında bulunanlar olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım.
 
Yeniden cevap vermeyeceğim tabi ki…
 
Sadece; “hocam neden karşılıksız bıraktın” diyenlere Einstein ağzıyla şunu aktaracağım: “Kişinin susması, her zaman söyleneni onayladığı anlamına gelmez. Bazen canı aptallarla tartışmak istemiyordur.”
 
Memlekette aptalların sayısal olarak haddi var hesabı yok.
 
Aptalın biri geçtiğimiz günlerde Her Ay Dergisinin düzenlemiş olduğu Yılın Bürokratı Ödül Töreninde yapmış olduğum ve salonda bulunan herkesin takdirle karşıladığı, yetmeyip Milletvekillerinden Sayın Metin Bulut’un bütünleştirici tarz konuşmamdan dolayı mikrofondan şahsımı tebrik ettiği konuşmamı eleştirmiş…
 
“Nafiz Hoca bizi şaşırttı neden böyle yumuşak konuştu? Bayağı bir değişmiş, yoksa geri vitese mi taktı?”
 
Zihin fukara olunca akıl ukala olurmuş.
 
Arkadaş zihnen ve aklen fukara olmasaydı zaten o programın ev sahibinin benim olmadığımı, misafir olduğum bir kürsüde de konuşurken haddimi ve hududumu bilmem gerektiğini bildiğimi bilirdi.
 
Aslında bilmediğinden de değil bu salaklığı.
 
Onlar alışmışlar birileri çıksın konuşsun hatası olanları sert dille eleştirsin kendileri de yalakalık yapıp, şirin görünerek maddi olmasa da göstermelik manevi faydalar sağlasınlar.
 
Bu aptalların bir merkezde toplanması da çok ilginç…
 
Bir diğeri de Yakup Cemil isimli bir Sosyal Medya paylaşımcısının yapmış olduğu paylaşımı beğendiğim için kendisi bir tasarrufta bulunmayıp şark kurnazlığı yaparak kendi arkadaşlarımızı kışkırtma yoluna gitmeyi tercih etmiş.
 
Hani şu “Paçavra gazetenin Müsvette sahibinin Serkan'dan sonra Cengiz'e de tayt giydirmiş olması, Hollada'da Makatını göstermiş olduğu gerçeğini değiştirmez (!)” içerikli paylaşımı vardı ya Yakub Cemil’in; işte onu.
 
Ben bu paylaşımı neden beğenmişim, Serkan çok üzülmüş ve kızmış demiş ortak dostlarımızdan birine.
 
Kurnazlık bazen iyi gelir insana ama tilki olmak av olmaya aday olmaktır bazen.
 
Zira kendisi de o Serkan isminin hangi cisme ait olduğunu çok iyi bilmektedir.
 
Kendisinin de savunucu olarak sahneye çıktığı bir fuhuş davasında savunduğu adam hakkında çıkan haberleri ücretini aldığı halde tekzip etmekten bile acze düştüğü davanın paydaşlarından biri olan Serkan’ı farklı bir Serkan olarak lanse etmesi şark kurnazlığı değil de nedir.
 
Zira Yakub cemil’in bahsettiği benim de beğendiğim Serkan, şimdilerde atıldığı işe yeniden dönmek, bir spor kulübünün elde ettiği başarılarda rakip takımlarla köprü kurmak amaçlı seyrüsefer halinde olan, senin bu adamla ilişkilerin nedir diye sorduğumda da inkar eden meşhur Serkan, nam-i diğer GÜLLÜ…
 
Böyle bir Serkan’ı dostumuz Serkan’lara atfederek suyu bulandırmanın adını varın siz koyun.
 
Uzun bir zaman diliminden sonra okurlarıma böyle bir yazıyla merhaba demekten gerçekten hicap duydum ama umarım yeniden bir atraksiyon geliştirilip de bana hadlerini bildirmem konusunda bir bahane sunmazlar.
 
*
Evet, ziyadesiyle mütehassis olduğum bir yazı oldu, üzgünüm.
 
Oysa bu kadar aradan sonra yazılacak daha önemli konuları gündeme getirmeliydim.
 
Mesela, Başkan Yanılmaz’ın kadrosunu oluştururken teknik adam olarak getirip kebapçı olarak gönderdiği Esat Aydın’ın gitmiş olduğunu zannettiğimizi ve Esat Aydın’ın hala Elazığ Belediyesinde proje Ofisindeki projelere neden yön verdiğini…
 
Raylı sistemin elektrikli mekanizmasının neden akülüye çevrilmek istendiğini ve bu projeler yapılırken istifa etmiş olduğu bilinen Esat Aydın’ın neden proje ekibine baskı kurarak proje üzerinde değişiklikler yaptırdığını…
 
Sokak Hayvanları barınakları ile alakalı projenin Kocaeli Belediyesinin projesi olup olmadığını, aynı zamanda Belediye Meclis Üyesi de olan bir mimarın şaşırarak hangi dosyalarda imzasının olduğunu ve bunun peşine düştüğünü…
 
Belediye Meclis üyelerinden hangisinin Fen İşleri Müdürlüğünün yüklenici firmasından maaş aldığını…
 
Ya da hangi mahalle muhtarının aynı yüklenici firmada işçi olarak çalışıyor göründüğünü…
 
Şehrin bir anda billboard tarlasına dönüştürülmesine kurum müdürlerinin neden sessiz kaldığını…
 
Elaziz Belediyespor’un neden borçlar konusunda belediye ile alakasının olmadığını alacaklarda ve işleyişte belediyenin spor kulübü olarak görüldüğünü ve sıradan bir amatör kulüp olmasına rağmen çalışanlarının neden belediyeden maaş aldığını belediyenin mülklerini kullandıklarını…
 
Hizmette cömert harcamalarda cimri olmanın neler olmadığını… 
 
ETSO’nun bir sürü çözmesi gereken problemi, eğitim alması gereken üyesi varken basınla iyi geçinme adına basınla alakası olmayan yarı devlet kurumu niteliğindeki Basın İlan Kurumuna neden 4 bin liralık katkıyı sunduğunu…
 
DOST MODERN DARBE diye nitelendirdiğimiz Başbakanın görevi bırakmasından sonra milletvekillerimizin profili düşük Başbakan Adayı beklentilerinde profillerinin ne olduğunu v.s…
 
Evet, üzgünüm… 
 
İlk batında bu kadarını saydığım konu başlığı varken salakça konulara takıldığım için üzgünüm.

 

DISQUS YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç