YANILMAZ’IN HESAP GÜNÜ!

Tarih: 06-04-2016 18:48
3069 Okunma


Yerel seçimlerin üzerinden tam tamına 2 yıl geçiverdi.
 
Başkan Yanılmaz seçim çalışmalarında; benden iki yıl sonra hesap sorabilirsiniz demişti, sözünde durdu.
 
Hesap günü dündü…
 
Kültür Park tarihi bir güne şahitlik edecekmiş gibi hazırlanmış, günler öncesinden davet edilen 100’ün üstünde insan (sözüm ona gazeteci) salonda yerini almıştı.
 
Başkan Yanılmaz değerlendirme konuşmasının selamlama bölümünü seranata çevirerek zaman makinesiyle 1994 yılına gidip mevcut Cumhurbaşkanına methiyeler dizdikten sonra da selamlamasını programı naklen yayın yapan Televizyon Kanallarına şükranlarını sunarak yaptı.
 
Televizyon kanalları derken sadece Elazığ Kanalları değil, uydudan yayın yapan birkaç diğer kanallardan bahsediyorum.
Kanal Fırat, Kanal23, Vuslat TV, Edasa TV ve Er Tv gibi…
 
İki yıllık değerlendirme programında Yanılmaz şu ana kadar gerçekleştirmiş olduğu projeleri anlatırken bir çok projenin selefi Sayın Selmanoğlu’nun projesi olduğunu inkar etmedi ama çok ince mesajlarla, o projeleri kendileri aldıklarında mezbaha gibiydi diyerek de küçümsedi.
 
Televizyon Kanalları programı naklen verdiği için yeniden başlıkları yazıp tekerrüre düşmek istemiyorum.
 
Kaldı ki konumuz Başkanın Hesap gününde kendisinden hesap sorulmasıydı.
 
Peki hesabı kim soracaktı Başkan Yanılmaz’a? Tabi ki biz basın mensupları.
 
Biz soracaktık, başkan Yanılmaz yanıtlayacaktı; Türkiye’nin hatta Dünya’nın dört bir tarafında bulunan Elazığlılar da ekranlardan izleyecekti.
 
Değerlendirme toplantısının soru cevap bölümüne geçildi, ilk soruyu Sevgili Fırat sorarak Amerikan Büyük Elçiliğinin Elazığ’a gitmeyin yönünde yayınlamış olduğu ikazı hatırlatarak Başkanın bu konudaki görüşlerini sordu.
 
Başkan Yanılmaz’ın durumdan vazife çıkarma konusundaki reflekslerine oldum olası hastayım. Takdir etme konusunda hastayım yani. Sevelim sevmeyelim adam işi biliyor.
 
Aynı bilgiçlikle cevaplamaya başladı: bakın canlı yayınlanan bu programda bütün dünya bizi uydudan izliyor, Amerika da izliyor, onun için Amerika yetkililerine buradan sesleniyorum ve onları Elazığ’a davet ediyorum…
 
Kendisi ilgili soruyu cevaplarken salon pür dikkat dinliyor, hazirun Amerika’dan bile izlenme havasında kameraların kendilerini de çekmesini içlerinden geçirirken bizim hinliğimiz tutmuş bıyık altından gülüyorduk.
 
Çünkü yayın kesilmişti, ancak Başkan canlı yayınlanıyormuş süsü vererek adeta salonu hipnoz altına almaya çalışıyordu. 
 
Ta ki Turan Gazetesinin sahibi Sayın Murat Turan’ın mikrofonu alıp canlı yayının olmadığını hatırlatmasına kadar.
 
Gelelim sadede; sıra hesap sormaya geldi, mikrofonlar elden ele dolaştı.
 
Birkaç el kaldırma hamlesinden sonra birkaç soru tevdi ederek birkaç konuya dikkat çektim.
 
Hülasa, hesap vermeye gelinmişti, hesap verilecekti.
 
Salon kalabalık, daire müdürlerinden Belediye Meclis Üyelerine kadar hemen herkes oradaydı.
 
Gerçek bir hesap günü olmalıydı ama olamadı.
 
Birkaç ehil insanın aklı başında sorusunun dışında şehre dair sorulan soru olmadı.
 
Sözüm ona gazeteciler çağrılmıştı ama gazetecilikle uzaktan yakından alakası olmayan insanlar gazetecilik adıyla ama bir Fehmi Koru edasıyla koltuklarına kurulmuş, bir saat önce kahvaltıda yediklerini sindirmeye çalışıyorlardı.
 
Çakma Fehmi Koru’ları gören değerli ağabeylerimiz de; sadece onları izleyip bu şehir bu halde mi olmalıydı diyerek böyle bir ortamda soru sormaktan imtina ederek sadece davete icabet etmekle yetiniyorlardı.
 
Haklılardı, çünkü ilgisi alakası olmayan onlarca insan gazeteci kisvesiyle hem de ulusal gazetecilere taş çıkaran edayla ön sıraları doldurmuşlardı.
 
Programdan çıktıktan sonra televizyonlardan izleyen birkaç dostumun bir iki isim vererek ya iyi de bunların orada ne işi var demesi hesap gününün özetini vermişti zaten.
 
Tabi suç bu arkadaşlarımızın değil, onlar şehrin seçilmiş bir yöneticisinin davetine icabet ederek peygamberin sünnetini yerine getirmişlerdir.
 
Esas suç Elazığ Belediyesi Basın bürosunundur ki; onlar kendilerinin riyasetinde bulunan bir şehirde kimin gazeteci olup olmadığını bilmeden önlerine gelen numarayı aramışlar.
 
Geçmişte gazeteciliğin sadece kıyısından geçen, her hangi bir gazetede bir kereye mahsus görüşleri yazılı olarak çıkanların yanı sıra salon bazı soytarılar tarafından kaleme alınan yazılara kendi imzasını atanlarla da doldurulmuştu.
 
Adam ayda bir kere olsun bir takvim yaprağını okumaktan aciz ama bir dergide veya haftalık bir gazetede kendi adına birileri bir şeyler yazmış diye kendisini gazeteci sınıfına koyup hesap gününe gelmiş.
 
İnsan utanır ya hu!
 
Arlanma da yok bu insanlarda. 
 
Biz onların düştüğü hali görüp kızarıyoruz onlar kendilerini düşürdükleri durumdan hicap duymuyorlar.
 
Kumaşımız ortada, böyle bir hesap gününde böyle bir profille şehri yönetenlerden nasıl hesap sorulacağını varın siz düşünün.
 
Uzatmaya gerek yok, yazının hülasası şudur…
 
Elazığ Belediye Başkanı verdiği sözde durmuş, hesap sorabilirsiniz diyerek büyük ve çok kapsamlı bir program yapmıştı.
 
Ama ne yazık ki Basın Bürosunun acemiliğiyle salon, meslekle uzaktan yakından ilgi ve alakası olmayan kişiler tarafından doldurulmuş bunlar da Belediyenin kendilerini gazeteci olarak görme havasıyla dolgu malzemesi olma görevlerini bihakkın yerine getirmişlerdi.
 
Onun için başta Yanılmaz olmak üzere hiçbir yöneticiyi suçlamıyorum, tek suç var o da bizim.
 
Biz derken işi gerçekten kalem olanları kastediyorum.
 
Biz onlara bu fırsatı vermeseydik, önüne gelen hava atma adına kendisini gazeteci olarak görmez, gerçek gazeteciler de o salonda onlar ahkam kesilirken onların had bilmezliğini seyrederek iç geçirmezdi. 

 

DISQUS YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç